Taşköprü'nün Taş-köprüsü

KIZILCIK DALLARI Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN

Kategori: Ozetler
KIZILCIK DALLARI Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN

1.KİTABIN KONUSU

Nadide Hanım’ın yetim olarak konağa aldığı Gülsüm ve onun konak hayatı boyunca başından geçenleri,maruz kaldığı haksızlıkları anlatan bir kitap.

3.KİTABIN ANA FİKRİ

İnsanoğlunun ne kadar iki yüzlü olabileceğini,ne yaparsanız yapın yaranamayacağınızı,menfaatlerin daima kişiliğin önüne geçtiğini,vurdumduymazlığın,edepsizliğin,fitne ve dedikoduculuğun oluşturduğu sağlıksız ilişkilerin topluma verdiği zararları anlatıyor.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Nadide Hanım:İyi niyetli,en olmadık zamanda hiç olmayacak şekilde birşeyler çıkarıp üzülen,kederli,vefasız,korkak bir karaktere sahip.

Gülsüm:Yalancı,edepsiz ve şirret,nihayetsiz derecede yüzsüz ve haysiyetsiz,gayet fitne ve dedikoducudur.

Karamusallalı sütnineinine bağlı,kendini sevdirmek ve saydırmak ilmini iyi bilen,ağırbaşlı,orta yaşlı bir kadın.

Saniye:Güzel,alımlı fakat hırçındır.

Lala Tahir Ağa:Yalancı,azardan utanmaz,nasihatlere aldırmaz,menfaat düşkünü bir kişiliğe sahiptir.

Murat:Zengin,duygulu,boş konuşan,geveze bir kişiliğe sahiptir.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Kitapta tek bir olay ve tek bir kişi üzerinde durulması,olayların değişmeden aynı boyutta devam etmesi,sade bir dilin kullanılması,ilerleyen bölümlerde ne olabileceğinin önceden tahmin edilebilmesi,olay örgüsünün geniş tutulmaması,beklenen duyguları yeterince karşılıyamaması okuyucuyu sıkmakta ve ilgiyi azaltmaktadır.

6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ

25 Kasım 1889 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ ni bitirdi (1912). Bursa’ da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli okullarda devam etti. Milli Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili (1933-43), Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için gittiği Londra’ da öldü. İstanbul’ da Karacaahmet Mezarlığı’nda gömülü.Yazı hayatına Birinci Dünya Savaşı sonlarında (1917) başlayan, ilk eseri de Eski Ahbap (uzun hikaye) 1917’ de basılan Reşat Nuri, 1918’ de tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayımlarken bir yandan da hikayeler (Şair Dergisi, 1918/19; Nedim Dergisi, 1919; Büyük Mecmua, 1919) yazıyordu. Çalıkuşu’ nun Vakit gazetesinde tefrikasıyla (1922) geniş bir ün kazandı. Çok hareketli bir eser olan Çalışkuşu’ nda Anadolu, ilk idealist ve aydın kızı Feride’ ye kavuştu, geniş ölçüde romana girdi. Bu roman az okumuş ve aydın, iki sınıfı da, doğal ve canlı diliyle kendine bağladı. Reşat Nuri’ nin hemen bütün romanlarında dekor olarak taşra kasaba ve şehirleri çevre, tip, çeşitli problem ve görüşleriyle Anadolu atmosferi görülür. Romanlarında sosyal ve hissi konuları işleyen yazar, küçük hikayelerinde bunların yanına mizahı da ekledi
Yazdığı, çevirdiği, kitap biçimine girmiş veya dergi, gazete sayfalarında, tiyatro repertuarlarında kalmış tüm eserlerinin toplamı yüzü bulur; bunlardan 19 tanesi telif romandır, 7 tanesi hikaye kitabı. Yazdığı, çevirdiği, uyarladığı, oynanmış, basılmadan kalmış oyunlarının sayısı roman ve hikaye kitaplarının sayısını da aşar. 7 Aralık 1956’da İstanbul’da öldü.

ESERLERİ:

Hikaye kitapları: Tanrı Misafiri (1927), Sönmüş Yıldızlar (1927), Leyla ile Mecnun (1928), Olağan İşler (1930), vb.
Gezi yazıları: Anadolu Notları (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966).
Oyunları içinde en ünlüleri Balıkesir Muhasebecisi (1953) ve Tanrıdağı Ziyafeti (1955)’ dir. Bütün eserleri ölümünden sonra, eşi tarafından, bir külliyat halinde yeniden bastırıldı.
Romanları: Gizli El (1922), Çalıkuşu (1922), Damga (1924), Dudaktan Kalbe (1925), Akşam Güneşi (1926), Bir Kadın Düşmanı (1927), Yeşil Gece (1928),Acımak (1928), Yaprak Dökümü (1930), Kızılcık Dalları (1932), Gökyüzü (1935), Eski Hastalık (1938), Ateş Gecesi (1942), Değirmen (1944), Miskinler Tekkesi (1946), Harabelerin Çiçeği (1953), Kavak Yelleri (1950), Son Sığınak (1961),Kan Davası (1955),
Hikaye Kitapları: Tanrı Misafiri (1927), Sönmüş Yıldızlar (1927), Leyla ile Mecnun (1928), Olağan İşler (1930)
Gezi Yazıları: Anadolu Notları (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966)
Oyunları:Balıkesir Muhasebecisi (1953), Tanrıdağı Ziyafeti (1955)
HAKKINDA YAZILANLAR
Reşat Nuri Güntekin Türkan Poyraz – Muazzez Albek (Ankara, 1957)
Reşat Nuri Güntekin Hayatı, sanatı ve eserleri Muzaffer Uyguner (Varlık Yay;1967).
Romanıyla Reşat Nuri Güntekin İbrahim Zeki Burdurlu (İzmir Eğitim Ens. Yay., 1971)
Reşat Nuri’nin Tiyatro ile İlgili Makaleleri Prof.Dr.Kemal Yavuz Kültür Bakanlığı Y.
Reşat Nuri Güntekin’ in Romanlarında Şahıslar Dünyası Birol Emil (1984) adlı doçentlik tezi.

2.KİTABIN ÖZETİ

Nadide Hanım,Pendik istasyonunda Bolu’dan gelecek ortanca kızını bekliyordu.Nihayet Adapazarı postası gelmiş,Nadide Hanım’ın misafirlerinden başka orta yaşlı bir köylü ile iki çocuk inmişti.Belli ki adamım yola devam edecek parası yoktu.O gün akşam Nadide Hanım’ın evinin karşısında kamp kurmuşlar,geceyi orada geçirmeyi planlamışlardı.Nadide Hanım onları görünce dayanamamış eve almıştı. NadideHanım’ın büyük kızı,yani Ğülsüm’ün yanında evlatlık olarak kalabileceğini ifade etmiş ve bu teklif de yaşlı adam tarafından kabul görmüştü.Fakat Gülsüm,küçük kardeşi İsmail’e inanılmayacak kadar bağlıydı.Onu İsmail’den ayırmak imkansız gibi gözüküyorsa da Gülsümayrılığa katlanmış,acısını bir iki gün içinde hazmetmişti.
Gülsüm evlatlık olarak alındığı bu evde ,evin en küçüğünden en büyüğüne kadar herkes tarafından horlanıyor,her zaman suçlu bulunuyor,azarlanıyor,dövülüyordu.Gülsüm ‘ü kendi çıkarları doğrultusunda kullanmalarına rağmen o herkesin yardımına koşuyordu.Her olayda her konuşmada İsmail’i anar bu da ev halkını sıkardı.İsmail’e mektup yazabilmek için okula gitmişse de okuma yazma öğrenememiş;evdeki eskileri ona göndermek için toplamış,onunla görüşmek için para biriktirmeye çalışmış;fakat her defasında başarısız olmuştu.Aslında Nadide Hanım,Gülsüm’ü evin en küçük çocuğu Bülent’e bakması için evlatlık edinmişse de Gülsüm İsmail’den başka birşey düşünmüyordu.Ona İsmail’i unutturmak için Bülent’in süt ninesinin aklına bir fikir geldi.Gülsüm’e İsmail’in öldüğünü söyledi.Gülsüm birkaç gün ağlayıp sızladıktan sonra onun acısını da gömmüştü yüreğine.Gercekten bu olaydan sonra Bülent’e ilgi göstermeye başlamış,onun etrafında pervane olmuştu.Çocuk Gülsüm’ü o kadar çok seviyordu ki ne derse yapıyordu.Seneler geçtikçe Bülent Gülsüm’e ters davranmaya başladı ve bir kaza sonucu Bülent’in kolunun kırılmasıyla Gülsüm’den ayırdılar.
Gülsüm’ün hayatı ev işi yapmakla ve evdekilere yardım etmekle geçtiği için belli bir iş öğrenememişti.Büyüyüp genç kız olan Gülsüm’ün konakta geçirdiği yedi senelik hayatı ona anlatmıştı ki:ne kadar koşsa yeterli görülmeyecek ,daha fazla koşsun diye dövülmeye devam edilecekti.Yenecek kızılcık dallarının yekunu degişmeyecekse niye kendini boşuna yormalıydı.
Bu yaz yine Pendik’teydiler.Orada merhum Paşa’nın oğlu süt biraderi Cafer Bey’in oğlu Murat ile karşılaştılar.Murat’ın karısı verem olmuş onu temiz hava alması için Pendik’e sahil kenarına getirmişlerdi.Ama kadının durumu ciddiydi ve yakında ölecekti.Yani iki çocuklu Murat’ın hali perişandı.Hasta ziyaretine giden Nadide Hanım Gülsüm’ün hastanın yanında kalmasını uygun buldu.Bu Gülsüm için kaçırılmaz bir fırsattı.Çünkü kafasını dinleyebilecekti.Hastanın durumu ağırlaştıkça Murat Bey süt nine ile iş birliği yapıp Saniye’yi almak istiyordu.Kadın ölürken Gülsüm’e :”Eğer ölürsem ve Saniye’yi Murat ile evlendirirlerse ölüm döşeğine düşsünler,evlatlarını görmesinler,benim gibi onlar da gözünün önünde ölsünler”dedi.
Kadının ölmesiyle konağa dönen Gülsüm,evlenme hazırlığı yapan ev halkına durumu anlatmış ve olacakları beklemeden evi terk etmişti.
Aradan seneler geçmiş Dürdane karaciğerinden,Saniye apandisten,Şakir Bey kalp hastalığından ölmüş çocukların herbiri bir tarafa dağıtılmıştı.Nadide Hanım Ankara’da akrabalarının yanında kalıyordu.O gece eğlenmek için dışarı çıkmışlar,herkes tarafından sevilen ve herkesin hayranı olduğu ,güzel kanto söyleyen küçük Gülsüm’ü gördüler.Evet kanağın en üst katındaki çocuk tiyatrosunun,yatak çarşafından perdeler arasında,sıvanmış kolları,ağlamaktan boyaları birbirine karışmış yüzü ile kanto söyleyen küçük Gülsüm’dü bu.

- 3/2/2009 - yorum {0} - yorum yaz


DUDAKTAN KALBE(ÖZETİ) Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN

Kategori: Ozetler
--------------------------------<<<<<<<>>>>>>>>>---------------------------------------
SÜPER BİR TEKLİFİM VAR.KISA BİR ARA VER.SADECE GELEN MAİLLERİ OKUYARAK 100 TL KAZAN..ARKADAŞLARINI DAVET ET SENDE KAZAN..
TIKLAYIN

---------------------------------<<<<<<<>>>>>>>>>------------------------------------
DUDAKTAN KALBE Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN

1. KİTABIN KONUSU:
"Kınalı Yapıncak", Lamia'nın bestekâr Kenan'la yıllarca süren acı ve tatlı aşklarının öyküsü

2. KİTABIN ÖZETİ:

DUDAKTAN KALBE

Hüseyin Kenan ;ince, uzun, mavi gözlü, esmer tenli, durgun, çekingen bir gençti.Küçük yaşta babasini kaybetmisti. Anesi,kiz kardesi ve kendisi dayilarinin yanin da kalirlar. Zorlukla Mühendislik mektebini bitirmistir. Fakat küçüklügünden beri musikiye aşıktır. Dayilarin yanında Reji katipliğini yapan Mesut Bey`den keman dersleri alır. Onyedi yasindadir.Mühendislik Mektebine giderken dayilarin komsusu Leyla isminde bir kıza asık olur. Çok çekingen oldugundan bunu kalbine gömer. Okulu bitirdikten sonra bir arkadaşının yardımıyla Avrupaya gider. Orada kemanını çok ilerletir ve güzel eserler verir. O artik ünlü bir Virtüoz dür.
Bu arada kız kardesi Afife evlenmistir.Aneside bir yil sonra Afife`nin yanına gider.Hem onları hemde dayisini görmek için Seydi köye gider.

Istanbul’dan İzmir`e gemi ile gider.Gemide Münir Bey, Prens Vefik Paşa ve kızı Prens Cavidanla beraberdir. Dayisinin komşusu Münir Bey Kenan`nın cavidanla evlenmesini ister ve nişanlanırlar.

Kenan Izmir`de Bozyaka`da Lamia adlı bir kızla tanısır.Lamia’nını annesi babası ölmüş amcalarının yanında kalan sakin uysal birdir. Ayrica bir yüz başıyla nişanlıdır.Kenan ona yüzündeki çillerden dolayi Kınalı Yapıncak ismini takar.Aralarında maceraya benzeyen bir ilişki olur. Her akşam buluşmaktadırlar. Kenan çocuk denecek bir kızla beraber olduğu için kendine kızmakta fakat yanlız kaldıklarında kendine hakim olamamaktadir.Bu beraberlik duyulur ve dedikodular baslar. Dedikodular yüzünden Amcası Şükrü Bey Lamia`yı dayisi Rıza Bey`in yanına Kütahya`ya göderir.Trende Lamia Makbule isimli birkizla tanisir.Kendinden habersiz hayata küskün bir şekilde Kütaya`da yaşamaya başlar.Yengesi ona kendini düşünmüyorsan doğocak çocuğunu düsün der.

Lamia değişir.Lamia'nin bir kız çocuğu olur.Adıni Mebrure koyar.
Dayisinin kizi Mahmure üç çocukla ve kocasıyla babasının evinde kalır.Fakat bir Çavuş'u sevmiştir ve kocasının bundan haberi olmuştur. Mahmure kurnazlıkla kendisini değilde Lamia'nın Çavuşla görüştüğünü söyler. Böylece Lamia olayi üstlenmiş olur. Mahmureyi de kocasından ayrılmaktan kurtarır.Buarada Mahmure'nin kocası Resih Bey Lamia’ya saldirir.Lamia'da onu öldürür.Mahkemede beratine karar verilir.
Dayısı Rıza Bey onu bir tanıdığının evine teslim eder.Orada ziyerete ilk gelen Makbuledir.Makbule’nin babası onu ister ve evlenmeye karar verirler Lamia ondokuz yasındadır.
Kemal Beylerin evlerine Istanbul'daki kızkardeşinin oğlu Doktor Vedat gelir.Istanbul'dan Kütahya'ya sürgün olarak gelmiştir.Lamia'nın genç ve güzel olması,dayısınında yaslı olması Vedat'ı düşündürür.

Lamia'nın söylediği bir şarkı Kenan'ı tanıdığını haber verir.Kenan'ı İstanbul'dan tanıyan Vedat Lamia'ya Kenan'dan ve Cavidan'dan behseder.
Birgün Vedat Bey bir avda vuruldu diye duyulur.Bunu öğrenmeye giden Lamia Hanımın ev saybınin hazırladiği kömür közünden Vedat Beyle birlikte zehirlenirler.Dedikodular yine başlamiştir.Kemal Bey'de onun evden ayrılmasını ister.Vedat Bey olaylardan dolayı çok üzgündür.Lamia'ya evlenme teklifi eder.Lamia kabul etmez.

Vedat'ın sürgün görevi Kütahya’da bitmiş İstanbul'a gitmiştir.
Bu arada Kenan Cavidan'la evlenmiştir.Üç yıldan beri ilk defa Lamia'yı düşünür. Aşk değil bir gönül oyuncaği dudaklarımızın eğlencesi ibaret diyen Kenan şimdi bu aşkın zehir gibi dudaklarından kalbe indiğini anlar ve Kınalı Yapıncagı yanında olmasını çok ister.Cavidan'la mutludeğildir. Cavidan'la İzmir'e Bozyaka'ya giderler. Cavidanla birlikte orada Lamia'yı göreceğini ümit eder. Fakat göremez ve çok üzülür.

Kenan Bey'ler İstanbul'a giderler.Bu arada Lamia'da İstanbul'a kalkmIstIr.Kenan Bey'le Prenses Cavidan ayrılırlar.Eski arkadaş olan Vedat Bey'le Kenan karşılaşırlar.Vedat onu muaynanesine çağırır.Orada tesadüfen Kenan Lamia ile karşılasır.Tekrar görüşmek için mektup yazar. Lamia'da o bir yaz rüyasıydı der konuyu kapatır.
Kenan'ın kemanının sesinden çıkan büyülü aşk sevdası böylece bitmiştir.Kenan'da bütün ümitlerini yitirmiştir.

Lamia Vedat'la evlenmeğe razı olur ve evlenirler. Kenan Bey hayata küsmüştür. Seydiköy'e annesinin mezarına gider ve kardeşini dolaşir. Alti ay sonra ölür.


2. KİTABIN ANA FİKRİ:

Gerçek mutluluğun şandave şöhrette olmadığıdır.

4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Hüseyin Kenan:
Babasınıküçük yaşta kaybetmiş müzmim bir genç. Müzikte başarılı olduktan sonra çocukluğunu ve gençnliğini yaşamak istemiştir.
Nail Bey:
Hüseyin Kenan’ın babası
Melek Hanım:
Kenan’ın annesi. Babasından habersiz evlenmiştir. Genç yaşta dul kalmıştır.
Münir Bey:
Kenan beyin dayısı, kendini üzüm bağlarına vermiştir.
Vefik Paşa:
Mısırlıdır, tahsilini Paris’te yapmıştır.
Prenses cavidan:
Vefik Paşanın kızıdır. Esaslı bir tahsili yoktur, babası gibi sanata düşkündür. Çok güzeldir.
Rıza Bey:
Lamia’nın Kütahya’daki dayısı
Kemal Bey:
Lamia’nın ilk nikahlı eşidir.
Makbule Hanım:
Kemal beyin kızıdır. Lamia ile baştan beri dosthane bir tavır içindedir.
Vedat Bey:
Kumral, şen, neşeli, canı istedikçe iş yapan, çok akıllı birisi.


5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Akıcı bir kitap insan sanki kendi yaşıyormuş gibi anlatılmış


6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:

Reşat Nuri Güntekin

İstanbul'da doğmuş (1889), ilk öğrenimini Selimiye ve Çanakkale mahalle mektebinde tamamladıktan sonra (1909), Galatasaray Lisesi'nde ve İzmir Frere'ler okulunda okumuştur. Daha sonra İstanbul Darülfünunu Edebiyat Şubesi'ne (Fakültesine) girmiş ve buradan mezun olmuştur (1912). Bursa Lisesi'nde, İstanbul'da Vefa, İstanbul Erkek, Çamlıca, Kabataş, Galatasaray, Erenköy liselerinde edebiyat öğretmenliği ve müdürlük yapmıştır. Daha sonra Milli Eğitim Müfettişliğine getirilmiştir (1927). Güntekin daha sonra Çanakkale milletvekili seçilmiş (1939), sonra yeniden Millî Eğitim'e dönmüş (1943), başmüfettiş olmuştur (1947). Bu görevdeyken UNESCO'nun Türkiye temsilcisi ve öğrenci müfettişi sıfatıyla aynı yıl Paris'e gitmiştir. Daha sonra emekliye ayrılan (1954) Güntekin yurda dönüşünde İstanbul Şehir Tiyatroları Edebî Kurul üyeliğine seçilmiştir. Reşat Nuri Güntekin, hastalanması üzerine tedavi için gönderildiği Londra'da ölmüştür (1956)



http://www.sanalforum.com/kitap-ozetleri/tum-roman-ozetleri-t69127.160.html

--------------------------------<<<<<<<>>>>>>>>>---------------------------------------
SÜPER BİR TEKLİFİM VAR.KISA BİR ARA VER.SADECE GELEN MAİLLERİ OKUYARAK 100 TL KAZAN..ARKADAŞLARINI DAVET ET SENDE KAZAN..
TIKLAYIN

---------------------------------<<<<<<<>>>>>>>>>------------------------------------

- 3/2/2009 - yorum {0} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
Roman Özetleri, Roman Ozetleri, romanozetleri, roman, özet, ozet, yüz temel eser, Yüz temel eser, Yüz temel eser özetleri, Öykü, Hikaye, Hikaye Özetleri, Öykü Özetleri, Tüm Roman Özetleri, Lise, İlköğretim, Yazar, Romanının, Romaninin, Romanı, Romanının Özeti, Özetini, Özetleri, Özetlerini, Romanı özet, İköğretim Özet, Yüz Temel Eser Özet, Bilgi, Romanı Hakkında, Yazarının Özetleri, Özeti, Özet Sitesi, Okul Öğrenci, Öğretmen, Ödev, Ödev Sitesi, Peyami Safa, Ömer Seyfettin, Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar, Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Hamdi Tanpınar, Esat Mahmut Karakurt, Tarık Buğra, Yaşar Kemal, Halit ziya Uşaklıgil, Yakup Kadri Karaosmaoğlu
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Taşköprü'nün Taş-köprüsü
AliŞahin'inBloknotu
AlsahBloglarıİndexi
KastamonuNet2
Taşköprü'den Bakış
Güldeste: En Güzel Atatürk Şiirleri/ Seçki
DersimizEdebiyat 2
Kategoriler
  • Ani
  • Anma
  • Arastirma
  • Arsiv-den
  • Biyografi
  • Deneme
  • Duyuru
  • Haber
  • ingilizce
  • Kastamonululardan
  • Makale
  • Masal
  • Mektup
  • Nostalji
  • Oyku
  • Ozetler
  • Polemik
  • Siir
  • Soylesi
  • Tartisma
  • Yitirdiklerimiz
  • Yorum
  • Son Yazılar
    - Yaprak Dökümü Yazarı: Reşat Nuri GÜNTEKİN
    - SON SIĞINAK(ÖZETİ) Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    - KIZILCIK DALLARI Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    - DUDAKTAN KALBE(ÖZETİ) Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    - KAYIP ARANIYOR(ÖZETİ) Yazarı: SAİT FAİK ABASIYANIK
    - Roman Özeti KEŞANLI ALİ DESTANI Yazarı: HALDUN TANER
    - Roman Özeti : Çanlar Kimin İçin Çalıyor Yazarı: Ernest HEMINGWAY
    - KİTABIN ADI BUDALA Yazarı: DOSTOYEVSKİ
    - Roman Özeti : Robinson CRUSOE Yazarı: Daniel DEFURE
    - Roman Özeti : OLIVER TWIST Yazarı: CHARLES DICKENS
    - Roman Özeti : İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ Yazarı : Charles DİCKENS
    - Roman Özeti TOPRAK ANA Yazarı: CENGİZ AYTMATOV
    - Roman Özeti : BEYAZ GEMİ Yazarı: CENGİZ AYTMATOV
    - KİTABIN ADI : SARI ZEYBEK (ÖZET)Yazarı: CAN DÜNDAR
    - Roman Özeti KÖPRÜ Yazarı: Ayşe KULİN
    - Roman Özeti :Sarıkamış Dramı Yazarı: Alptekin MÜDERRİSOĞLU
    - Roman Özeti : FİLLER DE HATIRLAR Yazarı: AGATHA CHRISTİE
    - CEZMİ ( NAMIK KEMAL )-ÖZETİ
    - HUZUR - AHMET HAMDİ TANPINAR-ÖZETİ
    - gümüş patenler kitap özeti
    - Fareler Ve Insanlar (john Steinbeck) -ÖZET
    - KAŞAĞI-ÖZETİ
    - Vatan Yahut Silistre-ÖZETİ
    - CENGİZ HAN'A KÜSEN BULUT-ÖZETİ
    - MADAM BOVARY / Gustave Flaubert-ÖZETİ