Taşköprü'nün Taş-köprüsü

35 YAŞ ŞİİRİ / CAHİT SITKI TARANCI

Kategori: Siir

--------------------------------<<<<<<<>>>>>>>>>---------------------------------------
SÜPER BİR TEKLİFİM VAR.KISA BİR ARA VER.SADECE GELEN MAİLLERİ OKUYARAK 100 TL KAZAN..ARKADAŞLARINI DAVET ET SENDE KAZAN..
TIKLAYIN

---------------------------------<<<<<<<>>>>>>>>>------------------------------------

      35 YAŞ ŞİİRİ

 

Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

 

Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz
Ya gözler altındaki mor halkalar
Neden öyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar

 

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

 

Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

 

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

 

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar
Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

 

Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.

                         

CAHİT SITKI TARANCI

 

'Otuz Beş Yaş' şiiriyle özdeşleşen Cahit Sıtkı Tarancı 13 Ekim 1956'da aramızdan ayrılmıştı

'Otuz Beş Yaş' şiiriyle özdeşleşen Cahit Sıtkı Tarancı 13 Ekim 1956'da aramızdan ayrılmıştı
Şairin acısı yalnızlık...

*Cahit Sıtkı Tarancı şiirinde bireysellikteki evrenselliği yakalayabilmiş olmasıyla, şiiri yararcı mecrasına çekmeden, devinim, ses, biçim birlikteliğiyle yoğurarak kitlelere ulaştırmayı başarabildi. Bu politize olmamış dünyasal bir şiirdi.

MÜSLİM ÇELİK

C.S. Tarancı, zaman, Türkçe, şiir, ölüm dolayımından ilerleyerek, üzerinde "divan şairi kokusuyla'' hece ve garip akımı ekseninde seyreder. O, "Türkçe ağzımda anamın sütü gibidir. Suda sabun gibi eriyor zaman. Ölüm bir at olmuş, kişner kapımda" ve "Şiir sözcüktür" dedi. Fakat, sözcük nedir? Gene kendi deyişiyle "Dost, kadeh, sevgili, özlem, düş, anlam gölgesi, arada rengi olan, insanoğlundan haber veren bir derinliktir" . Asıl önemlisi, doğayı, tüm yaşamı emerek usa indirir, gönle düşürür. Hele de söz, sanatlarla şerbetlendirilirse, dünyanın en varsıl açılımını o rtaya çıkartarak cevher olur, yüreğe akar gider.

İlkokulu Diyarbakır'da bitirdikten sonra, Galatasaray Lisesi'nde okumaya başlaması, çok bilgili, görgülü, irfan sahibi laik öğretmenler elinde yetişmesi bir şanstır. Fransızcayı öğrendiğinden Baudelaire, Rimbaud, Mallarmê 'yi tanıdı, çözümledi. Mülkiye öğrenimini Türkiye ve Paris'te yaptı. 1946'da CHP Şiir Ödülü'nde birincilik aldı. Dağlarca ve A. İlhan , ilk üçe giren diğer şairlerdi.

İÇE DÖNÜK BİR ŞAİR

Masmavi gölgeler bile ses vermiyordu çığlığına. Kendini Haşim gibi çirkin bulması, kız arkadaş edinememesi, yalnızlığını katlıyordu. Kırılgan, ürpertili ve tedirgin oluşu, doğal ki, şiirini derinleştiriyordu.

Bu yöne, tarih açısından bakıldığında, yaratı ve donatmak sanatının, yansıtma yoluyla yaşamın boşluklarını giderme konusunda, sanatın özüyle işlevine ters düşmeyen, birbirini tümleyen bir dolayım oluşturmak istediği görülebilir. Fakat, Tarancı şiirlerinde, olanı, sorularıyla tırtıklarken, olabilir olan şeyi pek de görüp söylememiştir. Çağa özgü az güvenilirliği, bozulmayı içerikle beslerken, doğuş koşullarını, temel kavramlar üzerinden sanat gerçeğinin yansısıyla duymuş olması gerekirken; aynalarda kendini daha çok görmek istememesi uğruna, bu korkuyla olsa gerek, öznelliğin iç dünyasından gene bu ikircikliğiyle vazgeçmektedir.

Tarancı, esrarlı yollara kolayca sapmaz gözükse de, sürekli içe gider. Şiir içte gezdirilen bir aynadır da ona göre.

ÖLÜM KORKUSU

Turgut Uyar 'a bakarsak, o hiçbir şeye, hiçbir şey katmamış, salt olanı vermiş, gelip geçmiş bir yaşamdır diyor.

Yaşam zaman zaman insanla dalga geçer. Buysa kişiyi çok üzer. Bir yanı düşten güzel bu yaşamın, bir yanı da biçim ve içerik yetingenliği ve yetkinliğinin kanıtıdır. Sürer gider.
Gizli, açık, kapalı havasının insanlarını yansıttı.

Şiirinde bireysellikteki evrenselliği yakalayabilmiş olmasıyla, şiiri yararcı mecrasına çekmeden, devinim, ses, biçim birlikteliğiyle yoğurarak kitlelere ulaştırmayı başarabildi. Bu politize olmamış dünyasal bir şiirdi. Söyleminde stepe denk gelen, sarkan yanları var mıydı, ölüm korkusunun?

Gün Eksilmesin Penceremden
Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
Pervam yok verdiğin elemden
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!

Görüyorsunuz güneş de minik bir leke içeriyor, kanıyor, üşüyor!..

Cumhuriyet 17.10.2006


 --------------------------------<<<<<<<>>>>>>>>>-------------------------------------
SÜPER BİR TEKLİFİM VAR.KISA BİR ARA VER.SADECE GELEN MAİLLERİ OKUYARAK 100 TL KAZAN..ARKADAŞLARINI DAVET ET SENDE KAZAN..
TIKLAYIN

---------------------------------<<<<<<<>>>>>>>>>-----------------------------------

03:05 - 3/11/2006 - yorum {60} - yorum yaz


ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER / ŞİİR / KARAC'OĞLAN

Kategori: Siir

ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER

Ala gözlerini sevdiğim dilber
Göster cemalini görmeye geldim
Şeftalini derde derman dediler
Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim

Gündüz hayallerim gece düşlerim

Uyandıkça ağlamaya başlarım
Sevdiğim üstünde uçan kuşların
Tutup kanatların kırmaya geldim

Senin aşkların gülmez dediler
Ağlayıp yaşını silmez dediler
Seni bir kez saran ölmez dediler
Gerçek mi efendim sormaya geldim

Senin işin yiyip içmek dediler
Yaren ile konup göçmek dediler
Göğsün cennet koynun uçmak dediler
Hak nasip ederse görmeye geldim

Mail oldum senin ince beline
Canım kurban olsun tatlı diline
Aşık olup senin hüsnün bağına
Kırmızı güllerin dermeye geldim

Karac'oğlan der ki işin doğrusu
Gokte melek yerde huma yavrusu
Söyleyim ben sana sözün doğrusu
Soyunup koynuna girmeye geldim

Karacaoğlan

00:16 - 2/11/2006 - yorum {1} - yorum yaz


Sonraki Sayfa
Tanım
Roman Özetleri, Roman Ozetleri, romanozetleri, roman, özet, ozet, yüz temel eser, Yüz temel eser, Yüz temel eser özetleri, Öykü, Hikaye, Hikaye Özetleri, Öykü Özetleri, Tüm Roman Özetleri, Lise, İlköğretim, Yazar, Romanının, Romaninin, Romanı, Romanının Özeti, Özetini, Özetleri, Özetlerini, Romanı özet, İköğretim Özet, Yüz Temel Eser Özet, Bilgi, Romanı Hakkında, Yazarının Özetleri, Özeti, Özet Sitesi, Okul Öğrenci, Öğretmen, Ödev, Ödev Sitesi, Peyami Safa, Ömer Seyfettin, Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip A
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Taşköprü'nün Taş-köprüsü
AliŞahin'inBloknotu
AlsahBloglarıİndexi
KastamonuNet2
Taşköprü'den Bakış
Güldeste: En Güzel Atatürk Şiirleri/ Seçki
DersimizEdebiyat 2
Kategoriler
Son Yazılar
- Yaprak Dökümü Yazarı: Reşat Nuri GÜNTEKİN
- SON SIĞINAK(ÖZETİ) Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN
- KIZILCIK DALLARI Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN
- DUDAKTAN KALBE(ÖZETİ) Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN
- KAYIP ARANIYOR(ÖZETİ) Yazarı: SAİT FAİK ABASIYANIK
- Roman Özeti KEŞANLI ALİ DESTANI Yazarı: HALDUN TANER
- Roman Özeti : Çanlar Kimin İçin Çalıyor Yazarı: Ernest HEMINGWAY
- KİTABIN ADI BUDALA Yazarı: DOSTOYEVSKİ
- Roman Özeti : Robinson CRUSOE Yazarı: Daniel DEFURE
- Roman Özeti : OLIVER TWIST Yazarı: CHARLES DICKENS
- Roman Özeti : İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ Yazarı : Charles DİCKENS
- Roman Özeti TOPRAK ANA Yazarı: CENGİZ AYTMATOV
- Roman Özeti : BEYAZ GEMİ Yazarı: CENGİZ AYTMATOV
- KİTABIN ADI : SARI ZEYBEK (ÖZET)Yazarı: CAN DÜNDAR
- Roman Özeti KÖPRÜ Yazarı: Ayşe KULİN
- Roman Özeti :Sarıkamış Dramı Yazarı: Alptekin MÜDERRİSOĞLU
- Roman Özeti : FİLLER DE HATIRLAR Yazarı: AGATHA CHRISTİE
- CEZMİ ( NAMIK KEMAL )-ÖZETİ
- HUZUR - AHMET HAMDİ TANPINAR-ÖZETİ
- gümüş patenler kitap özeti
- Fareler Ve Insanlar (john Steinbeck) -ÖZET
- KAŞAĞI-ÖZETİ
- Vatan Yahut Silistre-ÖZETİ
- CENGİZ HAN'A KÜSEN BULUT-ÖZETİ
- MADAM BOVARY / Gustave Flaubert-ÖZETİ